Beden dili ve kişilik çözümlemeleri
Öfkeli
İronik bir şekilde, gülümsemek birini aşağılamanın, küçük görmenin ya da nefretin işareti olabiliyor. Zorba bir kişi gülümsediğinde belki de karşısındakinin onun ne kadar keyifli olduğunu görmesini ve kötü niyetlerinin farkına varmasını istiyordur. Yani, dıştaki görünümüyle içteki duyguları arasındaki bağlantıyı bilinçli bir şekilde koparır. Başka bir zaman, bu bağlantısızlık bilinçli bir şekilde oluşmayabilir. O zaman da olumsuz duygular bir tarafa atılmış olur. Belki bu kişiye çocukluğunda öfke duygusunun asla belli edilmemesi gerektiği öğretilmiştir. O yüzden en ufak bir öfke işaretini bile gülümsemesinin altına ustalıkla gizler.
Güçlü ifade
En küçük gülümseme bile, onu gören insan için bazı şeyleri bilinçaltına itme ve pozitif değişim yapma kapasitesine sahiptir. Saniyenin yüzde dördü kadar sürse bile (araştırmacılar bunun bilinçaltını ateşlediğini söylüyor) başka birinin duygularına olumlu etki edebilir ve etrafındaki şeyleri daha pozitif bir bakış açısıyla görmesini sağlayabilir. Sıkıcı şeyler ilginç hâle gelebilir, sıradan bir resim daha özel görünebilir. Araştırmalar, yiyeceklerin gülümseyerek sunulduğu zaman daha lezzetli olabildiğini ortaya koyuyor. Dahası, yüz ifadesi bulaşıcıdır: Yapılan bir çalışmada, kendilerine gülümsenen katılımcıların (bunu hatırlamasalar bile) yüz ifadelerinin bunu taklit ettiği görülmüş.
İnandırıcılık
Yalan söyleyen biri, doğruyu söyleyenden daha fazla gülümsemez. Ancak yalancılar daha fazla yapay gülümseme sergiler ve bunu karşısındakinin dikkatini başka yöne çekmek için kullanır. Bir yalancı, yalan söylemesini gerektiren bir durum olduğu zaman (bir hikâye uyduracak vakti olmadığında) genellikle utangaç bir şekilde gülümser. Bu da bir başkasını kandırmaktan dolayı duyduğu huzursuzluğun belirtisidir.
Gerçek ve sahte farkı
Tüm gülümseyişler doğal değildir. Gerçek olan ve kendiliğinden oluşanlardan başka, sahte olan ve kasten yapılanlar da vardır. Peki aralarındaki fark nedir? Psikiyatrist Gary Schwartz ve meslektaşı, sahte gülümsemelerin diğerlerinden 10 kat büyük olduğunu ortaya çıkarmış. Bunun nedeni de fark edilmek istemeleriymiş. Bunlar birdenbire belirir, süreleri değişkendir ve çabucak da gözden kaybolur. Aksine, içten gelen gülümsemeler daha yavaş ve kademeli olarak belirir, kısa sürer fakat tekrarlanır. Gerçek sevinç ve memnuniyetten kaynaklandığı için aniden gelip surata yapışmaz, seri hâlinde devam eder. Sadece ağız kenarları değil, göz çevresi de değişir (göz kenarları ve göz altları kırışır).
Aşk mı, şehvet mi?
İkisi arasındaki farkı bir gülümsemeden anlayabilir misin? Kesinlikle. Sosyal psikologlar derin aşk ile tutku içeren cinsel çekimin tamamen farklı gülümsemelere neden olduğuna inanıyor. İki insan birbirine ne kadar âşıksa, o derece içten gülümsüyor. Diğer yandan, yüksek düzeyde cinsel arzu hisseden insanlar daha az içtenlikle gülümsüyor ve genelde daha farklı dudak hareketleri yapıyor (dudaklarını ısırmak ya da ıslatmak gibi). Kısacası içten gülümseme şehvetin çok yakın olduğunu haber verirken, dudak hareketleri doğrudan şehveti işaret ediyor
Etiketler: Beden dili | kişilik çözümlemeleri








Yorum yok